Prof.Dr. Hüseyin Kalkan

Hiç Düşündünüz mü? Bilinç mi Fiziği, Fizik mi Bilinci Doğurdu?

Prof.Dr. Hüseyin Kalkan

Bir taş yere düşüyor.

Dünya Güneş'in çevresinde dönüyor.

Bir yıldız doğuyor, milyarlarca yıl yaşıyor ve ölüyor.

Bütün bunların arkasında doğanın yasaları var.

Kütle çekimi, elektromanyetizma, atomlar, enerji...

Peki ya siz?

Şu anda bu satırları okuduğunuzun farkındasınız.

Kelimeleri yalnızca görmüyor, anlamlandırıyorsunuz. Belki katılıyor, belki itiraz ediyor, belki de içinizden "Acaba?" diyorsunuz.

İşte fizik yasalarının açıklamakta en çok zorlandığı yerlerden biri tam burası:

Bilinç.

Hiç düşündünüz mü?

Yaklaşık 13,8 milyar yıl önce başlayan evrende önce parçacıklar, sonra atomlar, yıldızlar ve gezegenler oluştu. Yıldızların içinde karbon, oksijen, demir gibi elementler üretildi. Bu elementler yeni yıldızların ve gezegenlerin yapısına katıldı.

Dünya'da ise bir noktada yaşam başladı.

Yaşam giderek karmaşıklaştı.

Ve sonunda evrenin maddesi, insan beyninde öylesine karmaşık bir yapı oluşturdu ki o madde bir gün kendi varlığını sorgulamaya başladı:

"Ben kimim?"

İşte gariplik burada.

Beynimiz de evrenin geri kalanı gibi atomlardan oluşuyor. Nöronlarımız elektriksel ve kimyasal süreçlerle çalışıyor. Yani beynimiz de fizik yasalarına uyuyor.

Ama nasıl oluyor da fizik yasalarına uyan maddedendüşünce doğuyor?

Nasıl oluyor da atomlar seviyor?

Nasıl oluyor da nöronlar korkuyor?

Ve en önemlisi:

Nasıl oluyor da madde, kendisinin farkına varıyor?

Bilim bugün beynin nasıl çalıştığı konusunda olağanüstü şeyler biliyor.

Bir görüntünün gözümüzden beynimize nasıl ulaştığını, nöronların nasıl haberleştiğini, beynin hangi bölgelerinin hangi durumlarda etkinleştiğini gözlemleyebiliyoruz.

Ama çok basit görünen bir sorunun cevabını hâlâ bilmiyoruz:

Bütün bu fiziksel işlemler neden bir "ben" duygusu yaratıyor?

Kırmızı ışığın dalga boyunu ölçebiliriz.

Ama kırmızıyıgörmenin nasıl bir şey olduğunu bir denkleme yazabilir miyiz?

Beyindeki ağrı sinyallerini ölçebiliriz.

Ama acının nedenacıttığını fizik yasalarından çıkarabilir miyiz?

İşte bilinç bilmecesi burada başlıyor.

Belki fizik yasaları önce vardı.

Madde bu yasalar altında örgütlendi, yıldızları, gezegenleri ve yaşamı oluşturdu; yaşam da milyarlarca yıllık evrimin sonunda beyni ve bilinci ortaya çıkardı.

Bu, bilimin bugün izlediği en güçlü yoldur.

Yani:

Fizik → madde → yaşam → beyin → bilinç.

Ama insan zihni burada durmuyor.

Başka bir soru soruyor:

Peki fizik yasalarının kendisi neden var?

Neden evren bu yasalara sahip?

Neden atomların oluşmasına, yıldızların yanmasına, gezegenlerin meydana gelmesine ve sonunda bilinçli canlıların ortaya çıkmasına izin veren bir evrende yaşıyoruz?

İşte burada bilim ile felsefenin sınırı birbirine yaklaşıyor.

Ve inanç da tartışmaya katılıyor.

Bir inanan, evrenin yasalarının ve bilincin arkasında yaratıcı bir irade bulunduğunu düşünebilir.

Bir materyalist için ise buna gerek yoktur: Fizik yasaları vardır; madde bu yasalar altında örgütlenmiş ve bilinç, yeterince karmaşık bir beynin ortaya çıkan özelliği olmuştur.

Bilim bugün bize bu sorunun nihai cevabını vermiyor.

Ama bildiğimiz çok önemli bir şey var:

Bilinç ile beyin arasında son derece güçlü bir ilişki var.

Beyin değiştiğinde bilinç de değişiyor.

Fakat bunun nasıl gerçekleştiğinin en derin kısmı hâlâ karanlık.

Belki de soruyu tersinden sormamız gerekiyor:

Bilinç fizik yasalarının sonucu mu, yoksa fizik yasalarının varlığını sorgulayabilen evrenin en tuhaf ürünü mü?

Belki bir gün bilim bunun cevabını bulacak.

Belki de bulduğumuz cevap bizi bugün hayal bile edemediğimiz yeni sorulara götürecek.

Ama şimdilik bildiğimiz şu:

Bir zamanlar evrende yalnızca hidrojen ve helyum vardı.

Sonra yıldızlar oluştu.

Yıldızlar elementleri yaptı.

Elementler gezegenleri?

Kimya yaşamı?

Yaşam beyni?

Ve beyin, bilinci ortaya çıkardı.

Şimdi ise bilinç başını kaldırmış, kendisini meydana getiren evrene bakıyor ve soruyor:

"Bütün bunlar neden var?"

Belki de evrenin en büyük gizemi kara delikler değildir.

Karanlık madde de olmayabilir.

Belki en büyük gizem, bütün bunları merak edebilensizsiniz.

Prof.Dr. Hüseyin Kalkan