Fotoğrafların hikayesine şahit olmaya hazır mısınız? Fotoğrafların öyküsünü sizinle paylaşıyoruz.
Her fotoğrafın insana dair bir öyküsü vardır. İnsana dair her an bir öykü, her an bir fotoğraf, her bir fotoğraf ise bir öykü içerir. Anı donduran ve öyküyü okunur hale getiren fotoğrafların hikayesine şahit olmaya hazır mısınız?samsunyenimedya.com'a ulaştırılan her sanatsal fotoğrafın hikayesini sizinle paylaşıyoruz...
FOTOĞRAF SANATÇISI HASAN AKTÜRK'ÜN OBJEKTİFLERİNE YANSIYAN MUHTEŞEM KARE!

Kızılırmak'ın ağır ağır denize kavuştuğu deltada, su papatyalarının ince beyaz taçları sabahın ilk ışıklarıyla titrerken zaman neredeyse durur. Suyun yüzeyi, gökyüzünün soluk altın tonlarını bir ayna gibi yansıtır; her dalga, geçmişten kalan bir fısıltıyı kıyıya taşır. İşte tam o anda, suyun içinden süzülen bir varlık belirir: bembeyaz tüyleriyle ışığı kendi içinde toplayan, turuncu gagasıyla sabahın ateşini taşıyan bir ördek.
Fotoğraf karesinde donup kalan bu an, yalnızca bir doğa görüntüsü değildir. Bu, sessizliğin içinden doğan bir hikâyedir. Su papatyalarının arasından ilerleyen o zarif beden, sanki deltaya ait değil de eski bir efsaneden kopup gelmiştir. Her tüyü, rüzgârın yazdığı bir şiirin harfi gibi yerli yerindedir. Gagasındaki turuncu, güneşin henüz doğmamış cesaretini taşır; suya her dokunuşunda küçük halkalar açılır, sanki zamanın kendisi bu varlığa saygı duyarak geri çekilir.
Fotoğraf sanatçısı Hasan Aktürk'ün vizöründen geçen bu an, sıradan gözlerin kaçıracağı bir mucizeyi yakalar: doğanın kendi ihtişamını, sessiz bir ihtar gibi. Çünkü bu ördek yalnız değildir; o, deltadaki yaşamın sembolüdür. Sazlıkların arasındaki gizli hayatın, göç yollarının, rüzgârın ve suyun ortak dilinin bir temsilcisidir.
Ve o kareye bakan herkes şunu hisseder: Dünya hâlâ büyülüdür. Gürültünün, hızın ve unutmanın ötesinde; su papatyalarının arasında, bir ördeğin süzülüşünde saklı bir epik vardır. Bu epik, bağırmaz-yalnızca var olur. Ve görebilenler için, sonsuza kadar hatırlanır.

