Atakum Belediyesi'ni mali sorunları üzerinden hedef alan AKP Samsun teşkilatlarının, Canik Belediyesi'nde işçilere yönelik baskı ve sendikadan istifaya zorlama iddiaları karşısındaki sessizliği tartışma yarattı. Yaklaşık 300 işçinin çalışma koşulları, ücretleri ve sendikal haklarına ilişkin iddialar yanıt bekliyor.
Samsun'da belediyeler üzerinden yürütülen siyasi tartışmalar, bu kez işçilerin çalışma koşulları ve sendikal hakları üzerinden gündemde. Geçmiş dönemden devralınan borçlar ve ödenek kesintileri nedeniyle mali sıkıntılar yaşadığı belirtilen Atakum Belediyesi'ni sık sık eleştiren AKP Samsun teşkilatlarının, Canik Belediyesi'ndeki işçilere ilişkin iddialar karşısında sessiz kalması, siyasi tutarlılık tartışmasını beraberinde getirdi.
CANİK BELEDİYESİ'NDE İŞÇİLERE BASKI İDDİASI
Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı yönetimindeki belediyede çalışan işçilerin, sendikadan ayrılmaları yönünde baskıyla karşılaştıkları ve tehdit edildikleri öne sürülüyor.
İddialara göre, iktidara yakınlığıyla bilinen sendikaya üye işçilerin dahi istifaya zorlandığı, bu süreçte belediyedeki sendikal örgütlülüğün ortadan kalktığı ileri sürülüyor.
Söz konusu iddialar doğruysa, mesele yalnızca belediye yönetimi ile çalışanlar arasındaki bir anlaşmazlıktan ibaret değil. İşçilerin sendikal tercihlerini özgürce yapabilmesi, çalışma koşullarını savunabilmesi ve herhangi bir baskıya maruz kalmadan haklarını arayabilmesi açısından da ciddi bir tartışma söz konusu.
ÜCRETLER VE ENFLASYON KARŞISINDA GEÇİM MÜCADELESİ
Canik Belediyesi çalışanlarının ücretleri de tartışmanın bir diğer boyutunu oluşturuyor.
İddialara göre, belediyede 40-45 bin TL bandında ücretlerle çalışan işçilere yılbaşından bu yana zam yapılmadı. Yüksek enflasyonun alım gücünü aşındırdığı bir dönemde, ücret artışı yapılmadığı yönündeki iddialar çalışanların ekonomik koşullarına ilişkin soru işaretlerini artırıyor.
Ancak ücretlere ilişkin toplu iş sözleşmesi hükümleri, mevcut ücretler ve yıl içindeki ödeme düzenlemeleri kamuoyuna açık biçimde ortaya konulmuş değil. Bu nedenle iddiaların belediye kayıtları ve çalışanların belgeleri üzerinden açıklığa kavuşturulması gerekiyor.
Erdoğan'ın Samsun ziyareti öncesinde katılım şartı mı koşuldu?
İşçilere yönelik baskı iddiaları bununla da sınırlı değil.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Samsun ziyareti sırasında düzenlenen törenlere katılım konusunda belediye çalışanlarına şart koşulduğu da ileri sürülüyor. İddianın doğrulanması hâlinde, belediye personelinin siyasi etkinliklere katılım konusunda baskı altında bırakılıp bırakılmadığı sorusu gündeme gelecek.
Kamu çalışanlarının veya belediye işçilerinin herhangi bir siyasi etkinliğe katılımının zorunlu tutulup tutulmadığı, açıklığa kavuşturulması gereken önemli bir konu.
ATAKUM'A GÖSTERİLEN TEPKİ, CANİK'TE NEDEN GÖSTERİLMİYOR?
Tartışmanın siyasi boyutunu ise AKP Samsun teşkilatlarının belediyelere yönelik tutumu oluşturuyor.
Atakum Belediyesi'nin mali sorunları üzerinden yürütülen siyasi eleştiriler ve baskı tartışmaları gündemdeki yerini korurken, Canik Belediyesi'nde yaklaşık 300 işçiyi ilgilendirdiği belirtilen iddialara aynı ölçüde tepki gösterilmemesi dikkat çekiyor.
Bir belediyenin mali sorunları nedeniyle eleştirilmesi başka, çalışanların sendikal hakları ve çalışma koşullarına ilişkin iddiaların görmezden gelinmesi başka bir konudur.
İşçinin hakkı, belediye başkanının hangi siyasi partiden olduğuna göre değişebilir mi?
AKP Samsun teşkilatlarının Atakum Belediyesi söz konusu olduğunda gösterdiği hassasiyeti Canik Belediyesi'ndeki işçilerin iddiaları karşısında da gösterip göstermeyeceği, kamuoyunun yanıt beklediği sorular arasında.
İDDİALARA YANIT BEKLENİYOR
Canik Belediyesi'ndeki işçilere yönelik baskı, sendikadan istifaya zorlama, ücret artışı yapılmaması ve törenlere katılım şartı koşulması iddialarının açıklığa kavuşturulması gerekiyor.
Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı'nın ve belediye yönetiminin iddialara ilişkin açıklaması önem taşıyor. AKP Samsun teşkilatlarının da işçilerin çalışma koşulları ve sendikal hakları konusunda nasıl bir tutum alacağı merak ediliyor.
Çünkü yerel yönetimlerde hesap verebilirlik, yalnızca siyasi rakiplerin yönetimlerini eleştirmekle sınırlı kalmamalı. İşçilerin hakları söz konusu olduğunda aynı ölçütlerin bütün belediyeler için geçerli olması gerekiyor.
Siyasi tartışmaların ötesinde asıl soru şu: Atakum Belediyesi üzerinden yapılan eleştirilerde işçinin hakkı savunuluyorsa, Canik Belediyesi'ndeki işçiler için neden aynı hassasiyet gösterilmiyor?

