Okullarda Şiddet Alarmı! Dr Nurdan Doğru Çabuker'den Ailelere Kritik Uyarı!
Okullarda art arda gündeme gelen şiddet ve zorbalık olayları, çocukların güvenliği konusundaki endişeleri artırıyor Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Dr Nurdan Doğru Çabuker, ailelere seslenerek çocuk yetiştirmede sınır, empati ve sorumluluk bilincinin önemine dikkat çekti
Çabuker, çocukların davranışlarındaki değişimlerin göz ardı edilmemesi ve gerektiğinde profesyonel destek alınması çağrısında bulundu.
Okullarda yaşanan şiddet, akran zorbalığı ve tehditkâr davranışlar, eğitim ortamlarının güvenliği konusunda toplumda ciddi endişelere yol açıyor. Çocukların kendilerini güvende, değerli ve kabul edilmiş hissetmeleri gereken okullarda şiddetin görünür hâle gelmesi, sorunun yalnızca okul yönetimleri ve eğitim sistemi açısından değil, ailelerin çocuk yetiştirme tutumları bakımından da ele alınmasını gerektiriyor.
Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Nurdan Doğru Çabuker, okullardaki şiddet sorununun çözümünde ailelerin sorumluluğuna dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu.
"Özgürlük, sınırları ortadan kaldırmak değildir"
Çocuk yetiştirme sürecinde özgürlük kavramının yanlış yorumlanmasının önemli sorunlara yol açabileceğine işaret eden Dr. Çabuker, "Özgürlük", "çocuğumun hakkı" ya da "çocuğum kendini ezdirmesin" gibi söylemlerle sınır koymaktan kaçınmanın ve saldırgan davranışları normalleştirmenin risklerine dikkat çekti.
Çocuklara özgürlük tanımanın, her davranışı onaylamak anlamına gelmediğini vurgulayan Çabuker, özgürlüğün sorumluluk, empati, saygı ve sınır bilinciyle anlam kazandığını belirtti.
Çocukların özgüvenli bireyler olarak yetişmesinin önemine değinen Çabuker, bu sürecin başkalarının haklarına saygı göstermeyi ve kişisel sınırları tanımayı da kapsaması gerektiğini ifade etti.
"Güvenli okulun temeli evde atılıyor"
Okullarda güvenliğin yalnızca fiziksel önlemlerle sağlanamayacağını belirten Dr. Nurdan Doğru Çabuker, çocukların aile ortamında öğrendikleri değerlerin ve yetişkinlerin tutarlı davranışlarının belirleyici olduğunu kaydetti.
Çabuker'e göre güvenli okul ortamı; evde başlayan sağlıklı sınırlar, değerler eğitimi ve çocuklara kazandırılan sorumluluk bilinciyle desteklenmeli. Çocukların yalnızca şiddetten korunması değil, şiddete başvurmayan ve başkalarının haklarını gözeten bireyler olarak yetiştirilmesi de büyük önem taşıyor.
"Çocukların davranışlarındaki değişimleri göz ardı etmeyin"
Ailelere çocuklarının davranışlarını yakından takip etmeleri çağrısında bulunan Çabuker, belirgin davranış değişikliklerinin önemsenmesi gerektiğini vurguladı.
Yoğun öfke, saldırganlık, içe kapanma, arkadaş ilişkilerinde ciddi sorunlar ya da kendisine ve çevresine zarar verme eğiliminin göz ardı edilmemesi gerektiğine dikkat çeken Çabuker, bu belirtilerin yalnızca çocukluk dönemi, yaramazlık veya ergenlik süreciyle açıklanarak geçiştirilmemesi gerektiğini ifade etti.
Çocukların yaşadığı psikolojik güçlüklerin zamanında fark edilmesinin ve uygun biçimde ele alınmasının önemine işaret eden Çabuker, ailelerin çocuklarının davranışlarının altında yatan nedenleri anlamaya çalışması gerektiğini belirtti.
"Psikolojik destek almaktan çekinmeyin"
Çocuğunun psikolojik desteğe ihtiyaç duyduğunu düşünen ailelerin utanmak ya da durumu inkâr etmek yerine profesyonel yardım almaktan çekinmemesi gerektiğini vurgulayan Dr. Nurdan Doğru Çabuker, gerektiğinde psikolojik danışmanlara ve ruh sağlığı uzmanlarına başvurulması çağrısında bulundu.
Çocuğun ruhsal iyilik hâlinin korunmasının yalnızca bireysel bir mesele olmadığını belirten Çabuker, bunun diğer çocukların güvenliği ve toplumun huzuru açısından da önem taşıdığını ifade etti.
Şiddetle mücadele ailede başlıyor
Okullarda yaşanan şiddet olayları karşısında kalıcı çözümler üretebilmek için okul, aile ve uzmanlar arasında iş birliğinin önemine dikkat çeken Dr. Nurdan Doğru Çabuker'in uyarıları, çocukların yetiştirilmesinde sevgi kadar sınırların, özgürlük kadar sorumluluğun ve bireysel haklar kadar başkalarının haklarına saygının da önemli olduğunu ortaya koyuyor.
Çocukları şiddetten korumak, yalnızca okul kapılarında güvenlik önlemleri almakla sınırlı değil. Şiddeti normalleştirmeyen, empati kurabilen, öfkesini yönetebilen ve başkalarının sınırlarına saygı duyan bireyler yetiştirmek, aileden başlayarak toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğu olarak öne çıkıyor.