Samsunyenimedya ile Fotoğrafın Öyküsü
Fotoğrafların hikayesine şahit olmaya hazır mısınız Fotoğrafların öyküsünü sizinle paylaşıyoruz
Her fotoğrafın insana dair bir öyküsü vardır. İnsana dair her an bir öykü, her an bir fotoğraf, her bir fotoğraf ise bir öykü içerir. Anı donduran ve öyküyü okunur hale getiren fotoğrafların hikayesine şahit olmaya hazır mısınız? samsunyenimedya.com'a ulaştırılan her sanatsal fotoğrafın hikayesini sizinle paylaşıyoruz?
FOTOĞRAF SANATÇISI FATMA TANRIÖVERİ OBJEKTİFLERİNE YANSIYAN MUHTEŞEM KARE!
Hayatımı nasıl çalmak istersin.?
Bir fotoğraf, bir hakikat ve bir fısıltı.
Bir hayale daldı iki aşık, adam kalbini titreten bir keman tınısını duymak istedi kadının sırtında, oysa kadın kendi sıratında, adamı anlamak uğruna başladılar bir hikâyeye.
Adam başladı notaların hikayesini kadının sırtında hizalamaya. Kadın sadece ona biçilen rolü oynuyordu. Kemanın sesi notaların kanat çırpınışı kaplıyordu odayı, adam her notada kendini yaşıyordu. Adam sordu kadına, hissetmiyorsun değil mi benimle aynı duyguyu, neden benim gibi sevemiyorsun oysa müziği herkes sever. Sonra başladı ben seni çok severken, sen neden bu kadar duygusuzsun. Seni bu kadar seven bir adam varken neden benim kadar sevemiyorsun diyerek sinirlendi adam.
Kadın kendine biçilen keman pozunu bozmadan sakin sakin kulağına fısıldamaya başladı.
İnsanın hakikati nedir bilir misin, eşyanın canlının hakikati nedir bilir misin?
Adam irkildi bu da ne demek şimdi dedi müzik es verdi.
Çal dedi kadın sözcüklerim bitene dek çalmaya devam et. Sen kendi hakikatini yaşarken, ben kendi hakikatimi anlatayım sana.
Bir elma ağacı düşün, baharda tomurcukları bembeyaz olur, sonra minik yeşil elmalara döner. Sonra güneşini bulunca o parlak kırmızı rengini verir o yeşil tenine. Yeşil elmayı kırmızıya çeviren beklediği güneşe kavuşmasından. İnsan da rengini kırmızıya beklediği ışığı bulduğunda verir. İnsanoğlu o elma ağacını keser kökünden, uzun uzun tahtalara ayırır ve bundan bir masa ve tabure yapayım der. Bir çay bahçesine koyarlar o masayı. Sen ve ben gideriz o masanın başına birer çay söyleriz en demlisinden. Sonra şeker koyarız çayımıza elimiz titrer biraz şeker dökülür masaya. Çay tabağının içine dökülen çayı, bardağı her kaldırışımızda damla damla lekelerle bırakırız masaya. Elma ağacının hakikati meyve vermekken, şimdi ise insanın kirinin taşıyıcısıdır.5 yıla kalmaz yıpranır ve atılır bir köşeye ya da yakılır bir sobada. O sobada yanan o ağacın hakikatidir artık.
Nasıl yani dedi adam.
O ağacın varlığı bir insanın düşüncesinde biçimlenmese, o bir elma ağacı olarak kalacaktı, her yıl çiçek açacak, meyveye doyacak güneşini bulunca kırmızı bir elma olacaktı.
Sen benden bir keman olmamı istedin oldum. İstediğin şekilde durdum tüm duygunla çaldın notaları ama mutlu değilsin, sen kendi hakikatini yaşarken benim varlığımı inkâr etmemi istedin. Çünkü sen çalarken mutlusun oysa ben müziğe dans ederek eşlik etmeyi severim.
Oysa ayna olmalıydık sen bendeki güzelliği görmeliydin bende sendeki güzelliği fısıldamalıydım sana.
Ben sana fısıldadım tüm duygularımı notalarla, aynaya ihtiyacım yok dedi adam.
Güldü kadın...
Sen elinde ne tuttuğunun farkında mısın.?
Bir keman yayı, keman yayındaki ipler atın kuyruğudur. Atın kuyruğundan yapılır, yani senin kendini ifade etmen bir atın kuyruğuna bağlı. Senin hakikatini ortaya atın kuyruğu çıkarıyor.
Birazda inciri anlatayım sana.
Bahar gelir incir yeşil yapraklarına kavuşur, âmâ incir çiçek vermez, çiçeği olmasa da meyvesini verebilir.
Minik incirler oluşmaya başlar, gün geçtikçe büyümeye başlar, gidip yakından bakma isteğini tetikleyecek kadar büyüdüğünde gidersin ağacın yanına. Bir bakarsın dalda 10 incir varsa 10 incir de yerde, bunlar niye düştü dersin.? Eline bir tane alırsın bölersin ikiye, beyaz pembe arası bir renk beklerken incirin içi simsiyahtır. Bu inciri yere düşüren nedir.? Yeteri kadar su almamıştır, yeteri kadar mineral yeteri kadar güneş, bir ağacın dalındasın diye incir olacağını sanma şımarıklığına düşmüştür incir. Kendini beslememiş kendi varlığını tamamlayamamıştır.
İnsan da böyledir, insan bedeninde doğmak insan olmak için yeterli değildir. Gelişimini tamamlamalı insan kendi hakikatini bulmalıdır.
Sen notaları sür namlusuna kemanın, ben pervaneler gibi dans edeyim çıplak ayak kendi gerçekliğimizde.
Ve şimdi son kez sorayım sana hayatımı nasıl çalmak istersin.?
Fatma Tanrıöveri